Anne Olmak ve Kadın Olmak

Anne olmak; yani kadın olmak, yani alıma açık olmak, hakikate karşı dişi olabilmek, bir cinsiyet meselesi değil, insan kalabilme meselesidir.

Annelik öğrenilen birşey midir?

Annelik yaşanılan birşey midir?

Yapma hali midir, Olma hali midir Annelik?

Annelik bunların hepsi olmak ile beraber ANNELİK , içimizdeki anne temsilinden alır en temel kaynağını…Bir kadın kendi varlığını keşfettiğinde, kadınlığının içerisinde bir abla, kız kardeş, eş ve anne olduğunu keşfeder. Bu keşfettiği kendi anneliğini beslemek için “öğrenmek”, kadın olmanın tümünü birden beslerken; kendi varlığını keşfetmeden öğrenilen annelik bilgisi, kadının varlığını örten bir kabuğa dönüşür. Bu durumda ise kadın; her bir görev için ayrı bir kabuğa dönüşmek durumunda kalır. Yorucu yıpratıcı tüketici bir hâl alır.

Yani bir kadın; kendi travmaları, duygusal problemleri, manevi gelişimi, zihinsel kapasite ve içgörü gelişimi ile meşgul olduğunda herhangi bir kabuğa ihtiyaç duymadan her ilişkisinde olması gereken hale bürünür.

O bakımdan bir kadının hayatta karşısına çıkan ve kendisine bir vasıf sorumluluğu verdiren olaylara karşı; ayrı ayrı eğitim alması daha çok karışık bir hâle gelmesine neden olur.

Dış kabukları, maskeleri güçlenirken en içeride kabukları altında beslenemeyen “kadın varlığı” ve onunda içindeki “minik kız çocuğu” yıpranır ve kadın;

🔸 kendi içine dönmeyi reddeden,

🔸 maskeden maskeye atılan,

🔸 görevden göreve atılan,

🔸 hayatı kaçıran bir yapıya sahip olur.

Duygularımızı hayatımızda karşımıza çıkan olaylara karşı geliştirmek; bizim hayat kalitemizi artırmaz. Çünkü her beslenen duygu, olumlu reaksiyonu hemen veremez. Zaman geçmiş olur.

Eğer kadın olarak zaten duygularımıza yatırım yaptı isek; ‘ şefkatli bir anne temsili zaten var olur içimizde ve  otomatik olarak bebeğimize şefkat ile, besleyici bir tavır ile yaklaşırız. Bir ahenk içerisinde olur davranışlarımız… Zihnimizi çaresizlik ve “nasıl” soruları işgal etmez.  Dengeli davranırız.

Kendi iç dünyamız dengeli olduğu için; çocuğumuzun olumsuz duygularını taşıyabilecek kapasitemiz olur ve yıpranmadığı için, olumsuzluklar daha çok güçlendirir. Çünkü; İNSANI YIKMAYAN ŞEY GÜÇLENDİRİR.

Ve çocuğumuzun da duygularını düzenlemesine model oluruz kadın olarak…

Bununla birlikte her anne elbette bazen hata yapar. Önemli olan kendi eksik yönlerimizi fark edip, düzeltmeye çalışmaktır. Bu da anneliğin bir parçasıdır.

Fakat hata ve yanlış farklı şeylerdir❗

HATA’ da; kişinin her problemde önce kendi duygularına hakim olabilmeyi öğrenmesi, kendi duygularını korumayı öğrenebilmesi gerekir. Bu durumda her hata öğrenmeyi artırır. Ve kadının kendi sosyal varlığına yatırıma döner.

YANLIŞ ise; kendi kadınlığında zaten var olan annelik yerine başka anneler ile kendisini kıyas etmesi, başka çocukların benzer sıkıntıları ile çocuğunun sıkıntısını kıyas etmesi durumudur. Bu yanlış kadının çocuğunun problemine toplumsal bir tavır ile yaklaşmasına neden olur. Bu durumda öğrenmek ve bilgi alımı; sadece zararı erteler ve en iyi ihtimalle çocuğun sosyal varlığı kuvvetli olur.

Bilinmesi gereken en elzem şey; bir çocuk problem yaşadığında ihtiyacı olan şey teknik değil, annesinin kadınlığından gelen varlık enerjisidir. Teknik ikinci plandadır ve teknikler bedensel problemlerde ağırlık olarak uygulanır. Duygusal problemlerde en merkez yardım, annenin kadınlık enerjisidir. Anneliği ayrıca öğrenen bir kadının enerjisi asla çocuğa geçmez. Yani kadının kendisi ile ilişkisinden istifade eder çocuk…

Bu bakımdan yatırım; sadece kadının kendi kadınlığına, duygusal dünyasına, içgörüsüne ve zihinsel kapasitesine olmalıdır. Ve her biri denge içerisinde olmalıdır.

Anne olmak; yemeyip yedirmek, giymeyip giydirmek elbette değildir❗

Anne olmak; çocuğun duygusal dünyasını fark etmek, takip etmek ve kendi duyguları ile çocuğun duygularını beslemektir.

Anne olmak; çocuğun olumsuz duygularına katlanmak değil, olumsuz duygularını olumlu duygulara çevirebilmektir.

Anne olmak; “demesi kolay yap da görelim” demek değildir. Çünkü annelik iş değildir. Bir tercihtir veya tercihlerin getirisi bir tercihtir. Tercihten öte, çocuğun anneyi tercihidir. Yani anne olmak; o çocuğun özellikle senden neden olduğu sorusunun cevabını bilmektir. Bu sırrın peşinde olmaktır. Bir uyumdur.

Annelik; doğan çocuğun kendi içinde hiç açmadığı problemleri, çocuğun kendisine aynaladığını bilerek her problemde kendi değişimine odaklanmaktır.

Anne olmak; kendi duygusal dünyanı fark edip, kendini tamir etmektir.

Anne olmak; aynı zamanda bir geminin yıprandıktan sonra tamir için çekildiği liman olmaktır.

Anne olmak; duyguları dengede yaşamaya çalışmaktır. Çocuğu olmak değildir anne olmak…Anne olmak; tüm varlığını şefkat ile beslemek ve herkesin içindeki çocuğu görebilmektir.

Anne olmak; çocuğun hayalkırıklığına uğramasına izin verip, yanında destek olmaktır. İşgal etmeden eşlik etmektir. Rahimde başlayan çocuğun gelişimindeki şahitlik sürecine, çocuk doğduktan sonra devam etmektir. Annelik yaratılışa şahit olmaktır.

Kimsenin bilmediğini hissetmektir annelik…

Anne olmak evli olmak değildir.

Anne olmak kadın olmaktır.

Kadın olmak ev olmaktır. Yuva olmaktır.

Ve o yuvaya, o eve, yabancı hiç kimseyi almamaktır.

Kadın olmak farkında olmaktır. Sevmektir, üzülmektir.

Anne olmak; cinsiyet olarak dişi olmak değildir.

Erkek bile olsan, kendi duygularının farkında olmaktır. Besleyicisi olmayanları besleyebilmektir koşulsuzca…

Anne olmak; çocuk doğurmak değildir yani…Erkek veya kadın olarak annelik; içine alan ve aldığını içinde besleyerek doğuran demektir. İlham alan, ilham veren, üreten ve tüketmeyen demektir.

Anne olmak; var olmak, mutlak varlıktan beslenebilmek demektir.

Anne olmak;

yani kadın olmak,

yani alıma açık olmak,

bir cinsiyet meselesi değil, insan olabilme meselesidir❗

EYÜP BAĞ – NEŞE ŞAHİN

Bir cevap yazın